26 Ekim 2009 Pazartesi

BU NEYSİ, NEYİN NEYSİ?


Sıcak bir yaz akşamı sonrası
Süzülürken camekândan günün ilk ışıkları
Tek odalı bir poliklinikte
Babadan olma, anadan doğma
Tanıdık bir doktor kucağında
Ağlayarak katıldım yarışmaya
“Yarışmaya cennetten katılıyorum
Diğer yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum”
Annesi daha 19 yaşında küçük bir kız
Babası 23, amcası 6, anneannesi 53
Eeee haliyle bu yaşta çocuk büyütmek çok güç
O zamanlar babaannemde kalmışız
5 amca, artı 2 hala promosyon, dede de kampanyadan hediye
Bindik bir alamete, yolculuk kıyamete

4 yaşında başlar hatıraları,
Hastane bahçesinde, ağlamasın diye elinde rüşvet gazozuyla
Dayısı yanı başında, göründü küçücük kız kardeşi üçüncü katın kapısında
Ağlamamak çok zor, sakın annesine bir şey olmasındı
Keşke robotunu kırdı diye annesini kızdırmasaydı

Araya biraz reklam girdiğinden olacak zahir
Pek bir şey hatırlamaz ileriki birkaç seneye dair
Geldi mi 7 yaşına
Sürmeli gözleri, kara kaşıyla
Ve tüm yakışıklığıyla
Üstünde mavi kumaşlı önlüğü ve beyaz yakalığıyla
Kalemleri elinde, abaküsü cebinde
Diğer eli canı annesinde
Ne işi vardı yahu bu yaşında mahalle mektebinde

Okulun ilk gününde ağlamak moda o zamanlar
Yanaklardan akarken damlalar
Toplanmışlar tahta masalar önünde mahalledeki arkadaşlar
Ben ağlamam utanırım
Hepsi gitsin ben öyle salarım
Etekli, tatlı bir kadın vardı, adı “örtmenmiş”
O ne derse hemen yapılırmış

Ali topu tutup, ışık ılık süt içerdi
Okula gitmemek için karın ağrıları çekilir
Anneye bir türlü yutturulamazdı
Örtmenini çok sevmişti
Ama nedense sayfalarca çizgiler çektirir
Evde bile bizi rahat bırakmazdı

Evimiz altıncı katta o zamanlar
Zordu çıkmak, çünkü bir hayli yüksekti basamaklar
Yasaktı balkondan sarkmak ya da ön camdan
Korkmasına rağmen
Küçük gözler, büyük bir şehre bakardı parmaklıklar ardından

İlkokulda pek başarılı sayılmazdı
Zaten başından da belliydi
Bütün aile seferber olup 10’a kadar saymayı öğretememişti
Sınıfta ilk onun elması kızarmıştı ama
Yine de pek umutlu değildi büyükler
Geleceği için kaygılanmaya başlamıştı onu sevenler

Göz açıp kapayıncaya kadar ilkokul bitti, ortaokul geldi
Önlükler çıkarılıp, beyaz gömlek üzerine bordo kravat takıldı
Mütevazılığın lüzumu yok, onlar da pek yakıştı
Çok sessiz sakindi, suya da sabuna da dokunmazdı
Ona dokunmayan yılan vb. canlılar bin yaşasındı.
Bildiğimiz dünyanın biraz dışındaydı ama
Basit bir yolda basit adımlarla ilerliyordu bir bakıma

İşte tam o yıllardı, değişmeye başladı küçücük zihni
El yordamıyla tanımaya başladı sükut-u hayali
Kütüphaneden bir türlü çıkaramazlardı sıpayı
Elinde değil en rahat hissettiği yer orası,
Tozlu raflar ve kitap sayfalarının arasıydı.
Bir sabah, andımızdan sonra mikrofonla geldi çağrı
En çok kitap okuyan öğrenci seçmişlerdi onu öğretmenleri
Koşarak gitti hemen, çocuk hevesi
Korkarak yürüdü müdür muavinin yamacına
Bütün okul izlerken, birkaç hediye kitap doldurdular kucağına

İlk kez ortaokulda bindi tek başına otobüse
Utandı, yolu soramadı şoföre
Korkarak indi hiç bilmediği bir gecekondu mahallesinde.
Yine ilk kez “iddia” oynadı dersten kaçarak
Hemen sonra, dershane parasının olduğu cüzdanını kaybedince
Yemin etti eğer bulursa cüzdanını, bir daha futbolla ilgilenmeyeceğine.
Ertesi gün sırasının altında buldu cüzdanını
Mert çocuktu, bir daha okumadı gazetelerin spor sayfalarını.

Askeri lise sınavlarına girdi kazandı
Gözün bozuk deyip almadılar
Halbuki çocuğun hayallerine hiç bakmadılar
Sonradan öğrendi ki Yunus Emre Anadolu lisesini kazanmış
Liselerden en iyi Almanca öğretim yapanmış.

Ayne übungun zu makın,
Almanca öğrenmeye çalıştı bir seneye yakın.
Her havzın di baynı,
Der, Die, Das bırakmadı yakasını.

Yeni okul, yeni arkadaşlar demek,
İnce eleyip sık dokumak gerek.
İlk zamanlar bir çocukla tanıştı
En çok söylediği şarkı “fuliş kazanovaydı”
Bu kişinin adı, evet, Deniz Kıral’dı.
Nerden bilebilirdi, en yakın dostu olacağını.

Ergen bir gençti artık bizimki
Fazla arkadaşı yoktu, insanlardan çok da haz etmezdi,
Kuşkusuz birkaç istisnası vardı tabii
Bir gonca gül gibi içine kapanır
Kapandıkça kitaplara abanır
Öyle ki bazen kendini “Raskolnikov” sanır
Üzücü sonlar yüzünden hüngür hüngür ağlanır.
Gelin görün ki
Deniz tutar elinden çekip çıkarır
Sosyal hayata az da olsa alışılır.


(DEVAMI GELECEK)

NEYSİ

1 yorum: